21 Temmuz 2017 Cuma

Anna and The French Kiss (Anna and the French Kiss, #1)

Kitap Adı: Anna and The French Kiss
Kitap Yazarı: Stephaine Perkins
Yayınevi: Dutton Books

Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2010


Yabancı Yayınları yakın zaman önce bu kitabın çevirisinin tamamlandığını duyurdu. Ben de bu ay için İngilizce kitap arıyordum, bu kitabı da uzun zamandır okumak istediğim için Temmuz ayının kitabı bu olsun istedim.

Daha önce Lola ve Komşu Çocuk ile Isla ve Mutlu Son kitaplarını okumuştuk. Anna and the French Kiss bu serinin ilk kitabı aslında. Telifi başka bir yayınevindeydi falan, o sebeple Yabancı en son bu kitabı çıkarmak zorunda kaldı.

Ancak endişe etmenize gerek yok, çünkü kitapları istediğiniz sırayla okuyabilirsiniz aslında. Her kitapta farklı bir olay, farklı insanlar var çünkü. Sanırım Isla ve Mutlu Son'da Etienne ve Anna'yı bir sahnede görüyoruz, öyle bir şeyler oluyordu :D

Bu kitap, ailesi tarafından Paris'teki Amerikan okuluna gönderilen Anna'nın orada geçirdiği bir yılını anlatıyor. Anna, ailesi kendi fikrini almadığı için kızgın ve isteksiz. Fransızca bilmiyor, hiç bilmediği bir ülkede yalnız başına kalacak falan, pek gitmek istemiyor tabii. Anna'yı "Paris'e gidiyorsun, kendine gel!" diye sarsmak geldi içimden doğrusu :D


Bu kitap, seride en az sevdiğim kitap oldu sanırım. Kitap diğerleri gibi gayet tatlıydı, onda bir sorun yok. Ama bana olaylar biraz uzatılmış gibi geldi. Daha ilk sayfadan birbirine aşık olacağını bildiğimiz Anna ve Etienne bir türlü birbirine açılamadı, işin içine başka insanlar girdi, olaylar oldu falan. O yüzden hikayenin o sıcaklığını, o tatlılığını bir tık kaybettim gibi geldi bana. Ama şimdi düşününce bu kitap, yazarın bu serideki ilk kitabıydı. Dolayısıyla devam eden kitaplarda geliştiğini hissedebiliyorsunuz.

Etienne karakterini tabii ki çok sevdim. Anna ile aralarındaki çekim, birbirlerine karşı inanılmaz çekingen olmaları falan çok doğal ve tatlıydı. Bu günlerde giderek popüler olan kitaplarda, kadına çöplük gibi davranan, her türlü tacizi ve tecavüzü hak gören erkek karakterlerin ve bu karakterlere hayran olup "kırbaçla beni!" falan diye gezen 13-15 yaş grubu ergen kızların karşısına konabilecek en güzel örneklerden biriydi Etienne karakteri :D

Birkaç da alıntı bırakayım:

"Seriously, I don't know any American girl who can resist an English accent."

"You ought to stop listening to stereotypes and start forming your own opinions."

"The more you know who you are, and what you want, the less you let things upset you."

"For the two of us, home isn't a place. It's a person."


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi ama birazcık uzamış gibi geldi bana. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5
Gayet akıcıydı. 

Baskı kalitesi (%5): 4/5
Birkaç yazım hatası gördüm. 

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapaklar çok tatlı bu seride ya :D


Final puanı: 4,05

20 Temmuz 2017 Perşembe

Oyunbaz

Kitap Adı: Oyunbaz
Özgün Adı: Dunkler Wahn
Kitap Yazarı: Wulf Dorn

Çeviren: Regaip Mianreci

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2015

Kitaplığımda dolanırken Wulf Dorn'un bu kitabını okumadığımı fark ettim geçenlerde. Kitabı ne zaman satın aldığıma dair en ufak bir fikrim yok ama :D Neyse işte, uzun zamandır Wulf Dorn okumadığım için de elime almış oldum kitabı.

Kesinlikle güzel bir kitaptı ama bilemiyorum, bana o coşkuyu falan veremedi tam olarak. Ben genelde Wulf Dorn kitaplarında dehşete düşerim, çok şaşırırım ama bu pek öyle olamadı. Belki okuduğum zaman diliminden de kaynaklı olabilir, zira 2 günlük uzun ve sıkıcı yolculuklar sırasında okuyup bitirdim kitabı. 

Ama burada şunu da mutlaka söylemek lazım, yazar o kadar harika ki en kötü kitabı bile kendi türündeki diğer kitapları üçe beşe falan katlar. O yüzden siz benim "pek heyecanlandırmadı" dememe pek aldırış etmeyin. Çünkü WULF DORN! :D



Şizofren'den tanıdığımız psikiyatrist Jan Fostner isimli psikiyatirstin etrafında dönüyor olaylar yine. Önce kimden geldiği belli olmayan güller alıyor, bunu gizemli mektuplar takip ediyor. Fostner daha sonra bu mektuplar ile kasabada işlenen cinayetler arasında bazı bağlantılar olabileceğinden şüpheleniyor ve olayların içine çekiliyor.

Kitap o kadar değişik bir son yaptı ki tahmin etmeniz imkansız. "Her kitabın sonunu tahmin ediyorum, keyfim kaçıyor." diyen arkadaşların bu kitapta hiç şansları olduğunu düşünmüyorum. Denemek isteyen varsa buyursun :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Wulf Dorn'un tüm kitapaları gayet akıcı oluyor zaten. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm :D

Güzel kapak (%5): 2/5 
Kapak ne alaka hiçbir fikrim yok :D

Final puanı: 4

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Sineklerin Tanrısı

Kitap Adı: Sineklerin Tanrısı
Özgün Adı: Lord of the Flies
Kitap Yazarı: William Golding

Çeviren: Mina Urgan

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 261
Baskı Yılı: 2016

Sineklerin Tanrısı, William Golding tarafından yazılmış bir alegorik roman. Gelecekte, bir atom savaşından kaçırılan altı ila on iki yaş arası çocukların uçağının bir adaya düşmesiyle başlıyor hikaye. Pasifik Okyanusu'nda ıssız bir adaya düşen bu uçaktan kurtulan Büyük Britanya çocukları adada yaşamlarını sürdürmeye başlıyorlar. Ancak insanın olduğu her yerde olduğu gibi, burada da anlaşmazlıklar, çatışmalar çıkmaya başlıyor.

Kitabı okurken hiç bana hitap etmediğini ve anlayamadığımı düşündüm. Bir de çok ters bir zamana denk geldi, birkaç gün de okuyamadım. O yüzden araya zaman girince iyice koptum kitaptan. Ancak daha sonra, kitabın sonunda çevirmen Mina Urgan tarafından yazılan önsözü okudum ve pek çok şeyin altını doldurabildiğimi hissettim.

Bu kitap bir alegorik roman. Yani basit bir ıssız adada hayatta kalma hikayesinden çok ötesi. Kitaptaki her şey daha derin anlamı olan başka bir şeyi temsil ediyor. Yazar ikinci dünya savaşındaki kıyımları bizzat görmüş biri olarak yönetim sistemlerini, faşizmi, zorbalığı ve daha pek çok şeyi eleştiriyor bizim okuduğumuz kurgunun alt metninde. 



Kitabın sonuna eklenmiş sonsözün inanılmaz faydalı olduğunu düşünüyorum. O birkaç sayfalık yazıyı okumasaydım neredeyse hiçbir şey anlamayacaktım kitaptan. Yine de hakkını vererek okuyabildiğimi düşünmüyorum ama en azından birçok şeyi kafamda oturtabilmiş durumdayım :D

Bundan önceki haftalarda okuduğum klasikler için genellikle başlangıç için uygundur demiştim. Bu kitap kesinlikle değil. Belirli bir birikiminiz ve altyapınız yoksa siz de benim gibi dümdüz okuyup geçersiniz kitabı. O yüzden bir yeni başlayan olarak okumaya niyetleniyorsanız, bence çok acele etmeyin. Ayrıca internette kitapla ilgili inceleme ve analiz yazıları da bulabilirsiniz, böyle bir destekle okumak da faydalı olabilir.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Pek bana hitap edemedi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Okurken epey sıkıldım. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ortalama bir kapak bence :D

Final puanı: 2,85

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Bu Bizim Hikayemiz

Kitap Adı: Bu Bizim Hikayemiz
Özgün Adı: This is Our Story
Kitap Yazarı: Ashley Elston

Çeviren: Ezgi Kızmaz

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 327
Baskı Yılı: 2017

Bir süredir beni takip ediyorsanız siz de fark etmişsinizdir, bazı kitapları çok beğendiğim için onların yorumlarını yaparken çok coşkulu oluyorum. Bu yorumda da o coşkuyu epey göreceksiniz çünkü kitap ÇOK GÜZELDİ.

Çocukluktan beri arkadaş olan beş genç erkek. Hepsi de epey varlıklı ailelerin çocukları. Çocuklardan birinin ailesine ait bir arazide ava çıkıyorlar düzenli olarak. Yine bir sabah ava gidecekler. Ancak önceki gece sabaha kadar parti yapmışlar, alkol, uyuşturucu ne ararsanız kullanılmış. Ve bu halde yine de avlanmaya çıkıyorlar. Ve çocuklardan biri ölü bulunuyor. Geri kalan dört oğlan var. Ama hiçbiri Grant'i vuran silahı kullandığını itiraf etmiyor. Aralarında bir söz veriyorlar. Hepsi aynı hikayeyi anlatacak ve bu işten birlikte kurtulacaklar.

Tabii ki ultra zengin ailelerin çocuklarının böyle bir olaya karışması skandal etkisi yaratıyor. bir dava süreci başlıyor ama zengin babalar dört koldan baskı yapmaya başlıyor. Biz de davayı alan hakimin yanında staj yapan Kate'in etrafında okuyoruz hikayeyi. Ölen çocukla bir bağı var, ne olduğunu söylemeyeceğim, ve bu nedenle davanın bu şekilde üstünün örtülmesine izin vermek istemiyor.


Kitap inanılmaz güzeldi. Ben normalde, günlük okuma rutinim olarak ortalama 100 sayfa okurum ve o gün için kitabı elimden bırakırım. Ancak kitap o kadar heyecanlı ve sürükleyiciydi ki bırakamadım. Okudukça okudum ve kendi kendime "ben bu kitabı bugün bitirmezsem gece uyuyamam" dedim :D 

Kitabı okumadan tam olarak anlayabilir misiniz bilemiyorum ama bir kitaptan istediğim olay tam olarak bu. Yani beni tavlamak istiyorsanız böyle bir kurguyla gelin :D Hiçbir zaman düşmeyen bir tempo, meraktan tırnak yedirtecek bir kurgu, tatmin edici bir son. BANA BUNLARLA GELİN :D

Her ne kadar kitabı Kate'in ağzından okusak da yazar çok ufak bölümler şeklinde katili de eklemişti işin içine. Ara ara çıkıp o da bir şeyler söylüyordu bize. Bu detayı da gerçekten çok sevdim. Gerilimi arttırdı, iyice merak ettirdi :D

Bir Temmuz okuma listesi yapmıştım ve epey de sadık ilerliyordum ancak bu kitap elime geçince dayanamayıp hemen okumaya başlamıştım. İyi ki de okumuşum. Bu kadar şeyden sonra, "öneriyorum, alın okuyun" falan dememe gerek var mı? :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok iyiydi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Maksimum 4 saat veriyorum bitirmeniz için :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı ÇOK GÜZEL. Konusuna falan bakmadan önce sadece kapağı için istedim bu kitabı :D

Final puanı: 5