23 Ağustos 2017 Çarşamba

Terapi

Kitap Adı: Terapi
Özgün Adı: Die Therapie
Kitap Yazarı: Sebastian Fitzek

Çeviren: Atilla Dirim

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2015

Terapi, benim Sebastian Fitzek'den okuduğum ilk kitap ama yazar bu MUAZZAM kitabıyla gönlüme taht kurdu. Beni kendisine hayran bıraktırdı. "Alışveriş listesi yazsa okurum" yazarları arasına hızlı bir giriş yaptı. Kitabı bitirince aynen şöyle düşündüm: "Bu adamın beynini koruma altına almalıyız!"

Kitabın konusuna falan bakmadan almıştım, böyle şeyler okumayı çok severim ve Terapi ismi bile kitabı satın almam için fazlasıyla yeterli bir sebep! :D Ancak çok güzel de bir konusu var. Ünlü bir psikiyatrist olan Viktor Larenz'in kızı kayboluyor. 4 yıldır kayıp olan 12 yaşındaki Josy ile ilgili hiçbir iz yok. Ceset bile yok. Kız adeta buhar olup uçuyor. Larenz ünlü olduğu için epey kapsamlı bir soruşturma yapılsa da en ufak bir şey bile bulunamıyor.

Larenz de 4 yıldır kızını aramaya devam ediyor. Bu sırada bir tür inzivaya çekilmek için bir adaya gidiyor. Bu adada şizofreni tanısı aldığını söyleyen kadın, bir yazar olduğunu ve yazdığı karakterleri görmeye başladığını söylüyor kendisine. Son gördüğü karakteri ise adeta Larenz'in kızı. Hikayeler tamamen aynı. Tanımlanamayan bir hastalığı olan küçük bir kız, bir anda ortadan kayboluyor.


Bu nasıl olabilir? Bir şizofreni hastasının halüsinasyonları ile psikiyatristin kaybolan kızı arasında nasıl bir bağ olabilir? Kalbimiz yerinden fırlayarak, meraktan çıldırarak bunu okuyoruz biz de işte!

KİTAP ÇOK ÇOK ÇOK GÜZELDİ! Gerçekten, hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Bu kadar güzel bir kitap daha okuma ihtimalim epey düşük. Yani olaylar çözülmeye başladığında olan şeyler... Bilmiyorum, her şey kusursuzdu!

Bunu her kitaba söylemem ama bu kitap için gözümü bile kırpmadan söylüyorum: Eğer benim önerilerimle ufak bile ilgileniyorsanız, BU KİTABI OKUYUN!

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
ÇOK GÜZELDİ!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
3-4 saat içinde bitirdim. Bitirmezsem uyuyamazdım! D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak tartışılabilir ama bu kitaba tam puan vermek istiyorum! :D

Final puanı: 5

18 Ağustos 2017 Cuma

The Sun is Also a Star

Kitap Adı: The Sun is Also a Star
Kitap Yazarı: Nicola Yoon
Yayınevi: Delacorte Press

Sayfa Sayısı: 348
Baskı Yılı: 2016


Nicola Yoon ile Everything Everything kitabı vasıtasıyla tanışmış ve hem kitabını hem de kendisini çok sevmiştim. Bu kitabını da bu ayın İngilizce kitabı olarak seçip okudum. İyi ki okumuşum! Çok çok güzel bir kitaptı yine.

İlk olarak, kitabın formatını çok sevdim. Yazar, etrafımda bir dünya örüyormuş gibi hissettirdi bana. Kitap temelde Daniel ve Natasha'nın bölümlerinden oluşuyor. Ancak yazar, bazen bu ikiliye ara verip başka şeyler anlatıyor bize. Bir önceki sahnede bulunan garsonun hayatından bir kesit okuyoruz mesela. Ya da bir kelimenin, bir nesnenin kökenini anlatıyor. Ya da aşkın kimyasal olarak nasıl oluştuğu ile ilgili bilgi veriyor. Böyle yapması inanılmaz hoşuma gitti. Gerçekten bu formatı çok ama çok sevdim.

Kitapta sadece bir günü okuyoruz aslında. Natasha, Jamaika kökenli bir Afro-Amerikan. Ailesi o daha çocukken çok da legal olmayan yollarla Amerika'ya göç etmiş ve orada bir hayat kurmuş. Ancak bir şekilde bu ortaya çıkıyor ve Natasha ailesi ile birlikte bizim okuduğumuz günün akşamı ülkeden ayrılmak üzere sınırdışı ediliyor.



Bir de Daniel var. O da Koreli. Yine ailesi yıllar önce Amerika'ya göçmüş. Yolu uzun bir tesadüfler zinciri sonucu Natasha ile kesişiyor. İkisi çok zıt karakterler aslında. Natasha sıkı bir bilim fanı. Tesadüflere, şansa, aşka falan inanmıyor. Yalnızca somut olarak açıklayabildiği şeyleri içeren bilime inanıyor. Daniel ise amansız bir romantik, en büyük hayali şair olmak. 

Daniel, Natasha'ya okuduğu bir makaleden bahsediyor. Makaleye göre yapılan bir deney ile insanları birbirine aşık etmeyi başardıkları söyleniyor. İki insanı bir odaya alıyorlar, bu insanlar birbirlerine genelden özele doğru sorular soruyor, göz teması kuruyor ve böylece aralarında bir çekim oluşuyor. Daniel da aşkın da bilimsel olarak sınanabileceğini falan göstermek için Natasha'yı kendine aşık edebileceğini söylüyor ve bu deneyde yer alan soruları birbirlerine sormaya başlıyorlar. Biz de böylece, bir gün içinde Daniel ve Natasha'nın yaşadıklarını okuyoruz.

Nicola Yoon yürek dağlayan bir son yazmış olsa da kitabı gerçekten çok sevdim. Sadece iki kitabını okumuş olmama rağmen yazarı çoktan favorilerime aldım ve yeni kitaplarını dört gözle bekliyorum :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Gayet güzeldi!

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Çok akıcı ve sürükleyiciydi gerçekten.

Baskı kalitesi (%5): 5/5
E-book olarak okudum ama edisyonunda falan bir problem yoktu. 

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapağını inanılmaz beğendim!


Final puanı: 4.6

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Suçlu Hem de Çok Suçlu

Kitap Adı: Suçlu Hem de Çok Suçlu
Özgün Adı: Truly Madly Guilty
Kitap Yazarı: Liane Moriarty

Çeviren: İstem Erdener

Yayınevi: Hep Kitap
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2017

Ben bu kitabı ilk kez Aslı'da görmüştüm, o okuyup beğenmişti diye hatırlıyorum. Bir süre önce de Big Little Lies isimli bir mini dizi izledim ve dizinin bu yazarın bir başka kitabından uyarlama olduğunu öğrendim. Diziyi inanılmaz beğenince bu kitabı da hemen satın aldım doğal olarak :D

Kitap enteresandı kesinlikle. Arka kapak yazısı çok iyi aslında. Üç yetişkin çift, üç çocuk ve güzel bir evde bir barbekü partisi. O gün, orada bir şeyler oluyor. Ama ne olduğunu asla söylemiyor yazar bize :D Karakterler "o gün çok kötü bir şey oldu", "hepimiz suçluyuz", "o günden sonra hayatımız değişti" falan dedikçe çıldırdım ben :D "NE OLDU SÖYLE ARTIK, YETER!" diye bağırıp sarsmak istedim karakterleri :D

Buraya kadar her şey çok iyi gerçekten. Yazar sizi sürekli diken üstünde tutuyor ve meraktan deli ediyor. Ancak kitabın bitmesine yüz sayfa falan daha varken, belki daha fazla, o gün orada ne olduğunu öğreniyoruz. Şimdi hal böyle olunca, ben bu öğrendiğimiz şeyin asıl olay olduğunu kabul edemedim. Hani olay çözüldükten sonra kitap biter ya doğal olarak :D


Ama burada bitmiyor. Biz okumaya devam ediyoruz. Dolayısıyla bir şeyler daha olacak diye okudum hep. Fakat olmuyor :D Olaydan sonra nasıl etkilendiklerini falan okuyoruz. Sonlara doğru bir bomba daha yapmaya çalıştı yazar, gerçi olayın başından beri bağırıyordu zaten ama sadece o son için o kadar sayfa yazmaya gerek yoktu :D

Böyle işte, çok iyi başlasa da sonlara doğru bozdu benim için. Gereksiz uzun buldum kitabı. Daha kısa ve daha sansasyonel bir olayla gelseydi nefis bir kitap olabilirdi.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcılıkta tanımlayamadığım bir problem vardı ama çok merakla okudum yine de. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Çeviriyi sevdim ben ya :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapakta bir olay yok :D

Final puanı: 3,75

11 Ağustos 2017 Cuma

Şampiyon (Legend, #3)

Kitap Adı: Şampiyon
Özgün Adı: Champion
Kitap Yazarı: Marie Lu

Çeviren: Sefa Emre İlikli

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2015

İşte beklenen yorum geldi! Kronik Okur Efsane serisini sevmiş miydi? Büyük görevler yüklediği son kitap Şampiyon'da aradığını bulabilmiş miydi? :D

Biliyorsunuz, Efsane'yi de Deha'yı sevmiştim aslında -Efsane'yi daha çok sevmiştim- ancak yine de bir şeyler eksikmiş gibi hissediyordum. Şampiyon'u okurken de bu hissimin geçtiğini pek söyleyemeyeceğim.



Tamam güzel kitaplar, ona bir lafım yok. Ama uzun yıllardır devam eden çarpık bir dikta yönetimi, içeriden birilerinin yanlışları fark edip uyanmaya başlaması ve isyan çıkması, mevcut hükümeti düşürme, muhaliflerle savaş falan. Bunlar her distopyada okuduğumuz şeyler zaten. Efsane serisini kendi türü içinde farklı kılan bir şeyler aradım hep.

Bulduğumdan çok emin değilim. Son 15-20 sayfaya girene kadar kitapla ilgili bambaşka düşünceler vardı aklımda. Son 20 sayfaya kadar beni yakalayamadı Şampiyon. NE YAPIYORSUN MARIE LU? :D Ancak kitabın sonunu çok beğendim. Hani o Day'in olayı var ya, işte orada beni vurdu kitap! Burada açık açık söyleyemiyorum ama kitabın sonunda Day ve June'un birbirlerine ettikleri kelimeler var ya, işte onlar iz bıraktı!

Ve kitabı okuyup bitirdiğimde seriyi okuduğumdan memnun olduğumu hissettim. Evet söylüyorum, okunmaya değer bir distopyaydı Efsane üçlemesi! :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Diğerleri gibi Şampiyon'u da iki günde bitirdim :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Yine yazım hataları ama kitabın kendisinden kaynaklı değil :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Champion!

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapaklar genel olarak ortalama ya :D

Final puanı: 4,05

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Belki Bir Başka Hayatta

Kitap Adı: Belki Bir Başka Hayatta
Özgün Adı: Maybe in Another Life
Kitap Yazarı: Taylor Jenkins Reid
Çeviren: Gökçe Çiçek
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2017


Bu kitabı bir videosunda Nihan önermişti, ben de orada görüp almıştım ilgimi çekti diye. Geçenlerde de farklı bir şeyler okumak isteyince elime aldım. Kitabı okuduğum için çok memnunum, gerçekten özgün ve güzel bir kitaptı.

Hannah isimli genç bir kadının hayatına giriyoruz bu kitapta. Nedense bir türlü düzenli bir hayat kuramamış, sık sık şehir değiştirip duruyor. Ve artık sonuncusu olması ümidiyle çocukluğunun geçtiği şehre geri dönüyor. 

Geri döndüğü için çocukluk arkadaşı olan Gabby ile bir akşam eğlenmeye çıkıyorlar. Burada başka arkadaşlarıyla falan da karşılaşıyor. Aynı zamanda uzun yıllar önce birlikte olduğu erkek arkadaşı Ethan ile de görüşme fırsatı oluyor.

Kitap buradan sonra ikiye ayrılıyor. Eşzamanlı olarak Hannah'nın iki farklı karar vermesini ve bu kararların onu nerelere götürdüğünü okuyoruz. Kararlardan biri bardan Ethan'la ayrılmak, diğeri ise arkadaşı Gabby ile eve dönmek.



Bu kadar basit ve anlık bir kararın Hannah'nın hayatını ne kadar farklı noktalara sürüklediğini okumak keyifliydi. Aslında kitabın formatını genel olarak çok sevdim. Özellikle son kısımlarda aynı sahneleri iki hayatta okumak çok çok güzeldi. Hannah bir hayatında bulunduğu ortamdaki bazı insanları tanımazken diğer hayatta onlarla çok yakındı örneğin. Bunu görmeyi gerçekten çok sevdim!

Kitap boyunca biraz kaderci bir hava da sezdim. Bunu hem karakterlerden hissediyordunuz hem de kitap genel olarak "bir şey olacaksa eninde sonunda olur." gibi bir mesaj verdi bana. Ufacık seçimlerin bile nelere mal olduğunu ve biz ne yaparsak yapalım hayatın etrafımızda sessizce örülmeye devam ettiğini görmek cidden hoşuma gitti. 

Kendine özgü, farklı ve bir çırpıda okunabilecek bir şeyler arıyorsanız bu kitap harika bir seçenek bence. Hem de yine tam bir yaz kitabı, sizi içine alıp götürüyor!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil aslında ama öneri olmasaydı bu kapakla alır mıydım emin olamıyorum :D

Final puanı: 4,45

7 Ağustos 2017 Pazartesi

10 Numaralı Kamara

Kitap Adı: 10 Numaralı Kamara
Özgün Adı: The Woman in Cabin 10
Kitap Yazarı: Ruth Ware
Çeviren: Aslıhan Kuzucan
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 370
Baskı Yılı: 2017


Kapkaranlık Ormanda'yı ne kadar sevdiğimi söylememe gerek yok sanırım. İşte o kitabın yazarı Ruth Ware'in yepyeni güzelliği 10 Numaralı Kamara. Yazar, bu kitapla kendisini ne kadar sevdiğimi hatırlattı bana. Çünkü çok güzeldi kitap.

Jo isimli gazetecinin etrafında dönüyor kitap. Aurora isimli oldukça lüks bir gemiye yolcu olarak katılıyor. Amacı gemiyle ilgili haberler yapmak. Başlangıçta her şey çok güzel gözüküyor, gemideki imkanlar harika, yolcular gayet elit insanlar. 

Jo, bir akşam yemeğine hazırlanırken yanında rimel getirmediğini fark eder ve yan kamarası olan 10 numaralı kamaranın kapısını çalar. Kapıyı açan kadından rimel ödünç ister, kadın biraz telaşlı görünse de rimeli verir ve böylece apar topar sohbeti bitirir. Jo'ya garip gelse de çok da üzerinde durmaz.

Ancak birkaç gün sonra gece yarısı bir çığlıkla uyanır. Daha sonra da denize bir şeyin düştüğünü duyar. Büyük bir şeyin. Bir insanın. Hemen koşup kamarasından çıkar ve yan kamaranın balkonunda kan izleri görür.


Fakaaat, bu gördükleri gerçek midir? Gerçekten 10 numaralı kamarada bir kadınla konuşup ondan rimel mi almıştır? Çünkü gemi kayıtlarında bu kadına dair hiçbir şey gözükmemektedir. 10 numaralı kamarada kalacak yolcunun son anda seyahatini iptal ettiğini, dolayısıyla da bu kamaranın boş olduğunu öğrenir Jo.

İşte böyle gerilim dolu bir kitaptı 10 Numaralı Kamara. Aslında başlarda durgun ilerliyordu ama yazar bize bölüm aralarında gazete haberleri göstermeye başladı. Gemi seyahatinden sonrasına ait gazete haberleri. İlk haberi gördüğümde GERÇEKTEN ŞOK OLDUM! Ve olayın oraya nasıl geldiğini öğrenebilmek için deli gibi okudum :D

Gerilim seviyorsanız bu kitap çok iyi bir seçenek olabilir. Belki söylemek için erken çünkü sadece 2 kitabını okudum ama ikisini de çok sevdim. O yüzden Ruth Ware'i de bir gerilim yazarı olarak gözüm kapalı öneririm.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Meraktan çıldırttı beni :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çeviride takıldığım bazı kelimeler oldu, o yüzden tam puan vermeyeceğim :D

Orijinal isim (%10): 3/5
Aslında 10 Numaralı Kamaradaki Kadın :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapaktaki su damlalarını kabartmalı yapmalarına bayıldım!

Final puanı: 4,75

Meydan Okuma: Stuck in a Rut

Selamlaaaar! Buraya kitap yorumu dışında bir şeyler yazmayalı yüzyıllar oldu herhalde :D Ancak geçenlerde Ezgi'de bir meydan okuma gördüm ve hoşuma gitti. Temmuz ayında 16 kitap okumuş olmaktan dolayı oldukça memnunum, bu aralar okuma performansım gayet iyi gidiyor diye ben de bu kitap meydan okumasına dahil olayım dedim :D

Meydanın okumanın orijinal hali İngilizce ve şurada. Ancak Ezgi bizim için çevirmiş, ben de aynen ondan kopyalıyorum :D


Bu meydan okumanın 3 seviyesi var. 1 görev tamamlamak, 2 görev tamamlamak, 3 görev tamamlamak. 


Meydan okumanın süresi, başladığınız günden itibaren bir yıl.
Kurallar: eskiden okuduğunuz bir kitabı tekrardan okumak yok, her türlü formatı (kitap, e-kitap, sesli kitap, çizgiroman, vs.) kullanabilirsiniz.

BİRİNCİ GÖREV: Yeni ve Eskinin Bir Karışımı
* 1 tane üçleme oku.
* 2 tane kapağında en sevdiğin rengi barındıran kitap oku.
* 3 tane en sevdiğin yazar/lar/dan kitap oku.
The Sun is Also a Star - Nicola Yoon
* 4 tane daha önce okumadığın yazarlardan kitap oku.
Belki Bir Başka Hayatta - Taylor Jenkins Reid
Suçlu Hem de Çok Suçlu - Liane Moriarty

İKİNCİ GÖREV: Her Boydan Kitap
* 2 tane kısa hikaye kitabı oku (100 sayfadan az)
* 2 tane novella oku (200 sayfadan az)
* 2 tane roman oku (200-400 sayfa arası)
Şampiyon - Marie Lu (360 sayfa)
* 2 tane tuğla kitap oku (400 sayfadan fazla)

ÜÇÜNCÜ GÖREV:
* Bir serinin, meydan okumayı yapmaya başladığın güne kadar çıkmış tüm kitaplarını oku.

İşte bu kadar! Uygun kitapları okudukça burayı güncelleyeceğim. Ayrıca buraya eklenen her kitabın üstüne tıklayarak yorumuna da gidebilirsiniz! Bu ay bir liste yapmayı düşünmüyorum, canım ne isterse onu okuyacağım ve uygunsa buraya ekleyeceğim. Ancak ay sonunda hiç ilerleme kaydedemediysem bir şeyler düşünürüz :D

Siz de katılmak isterseniz, buradan, Ezgi'nin blogundan ya da meydan okumanın orijinal versiyonundan inceleyip katılabilirsiniz. Herkese keyifli okumalar!

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Deha (Legend, #2)

Kitap Adı: Deha
Özgün Adı: Legend
Kitap Yazarı: Marie Lu

Çeviren: Sefa Emre İlikli

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 256
Baskı Yılı: 2014

Devam kitaplarına yorum girmek çok zor ya, daha yazıya başlamadan gerildim :D Deha, Efsane serisinin ikinci kitabı. Elimden geldiğince spoiler vermemeye çalışacağım ancak yorumu okuyup okumamak yine de size kalmış :D 

Bu kitapta, Efsane'de baş gösteren isyanın ilerleyişini izliyoruz. İlk kitapta olan olaylardan sonra Vatanseverler denen isyancı grupla birlikte hareket eden Day ve June'un koşuşturmacalarını okuyoruz aslında :D 



Kitap güzel ilerliyordu aslında, dengeler sürekli değişiyor olması hoşuma gitti. Ancak ben yine o "vay be!" hissini yakalayamadım. Hatta bugün Şampiyon'a başlamak da istemedi canım, birkaç gün erteledim son kitabı. Ama Şampiyon'a gerçekten büyük görevler yükledim, büyük bombalar patlatıp inanılmaz bir son yapması gerekiyor. Yoksa bütün seri meh olarak kalacak aklımda :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Yine iki günde okudum. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Pek çok yazım hatası vardı ancak bu e-kitap'a çevirme aşamasından kaynaklı bence. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Prodigy!

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapaklar genel olarak ortalama ya :D

Final puanı: 3,7

4 Ağustos 2017 Cuma

Efsane (Legend, #1)

Kitap Adı: Efsane
Özgün Adı: Legend
Kitap Yazarı: Marie Lu

Çeviren: Sefa Emre İlikli

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 314
Baskı Yılı: 2015

Dünya üzerinde Efsane serisini okumayan 3 kişi falan kalmıştık, artık ben de okuduğuma göre 2 kişi kaldılar! :D Youtube'da bir videoda denk gelince artık okuyayım da göreyim neymiş bu kitaplar dedim :D Uzun zamandır distopya okumuyordum, o yüzden her ne kadar okuma listelerimi alt üst etse de güzel bir tercih oldu bu kitap. 

Dünyada yine kötü şeyler olmaya başlamış ve bizim şu anda Amerika Birleşik Devletleri olarak bildiğimiz toprakların batı kısmında Cumhuriyet adında yeni bir ülke kurulmuş. Ülkede askeri güce katkıda bulunabilmek ve en zeki vatandaşları seçebilmek için Deneme denen ulusal çapta sınavlar yapılıyor.

June, bu denemede 1500 tam puan almayı başarabilen tek genç. Bu nedenle yönetim tarafından el üstünde tutuluyor ve ajan gibi bir şey olarak devlet adına çalışıyor. İçinde doğup büyüdüğü ve seçkin bir sınıfa da ait olduğu Cumhuriyet'e gönülden bağlı, ülkesi adına her şeyi yapmaya hazır.

Diğer tarafta da Day var. Sınavda başarılı olamamış, başarısız öğrencilerin gönderildiği çalışma kamplarından kaçmış. Ülkenin bir numaralı aranan ismi, sayısız suça karışmış durumda. 


Abisi Methias öldürülünce June, Day'in peşine düşüyor ve böylece hikayeleri kesişiyor. Bu saatten sonra June'un yıllardır mutlu mesut yaşadığı Cumhuriyet hakkında bildiklerinin çatırdamaya başladığını okuyoruz.

Kitap gerçekten güzeldi ancak bende yine o "vay be!" hissini yaratamadı. Bu kez ara da vermedim, şu an bu yazıyı yazarken ikinci kitap olan Deha'yı da bitirmiş durumdayım. Ancak yine de istediğim hayranlığı yaşayamıyorum :D Acaba distopya türünden uzaklaşmaya mı başlıyorum artık?

Evet kitap güzeldi ancak değiştirmek istediğim bazı şeyler de buldum kitapta. İlk olarak distopik dünyayı daha derinlemesine görmek isterdim. İkinci kitaptan itibaren koşuşturmacanın başlayacağı aşikardı, dolayısıyla mevcut dünyayı ve sistemi görmek için tek şansımız bu kitaptı. Ancak yazar bizi bundan mahrum bırakmış. Bir de ülke çapında 10 yaşına gelen tüm gençlerin zorunlu olarak girdiği Denemeler hakkında neredeyse hiçbir şey göremedik. Bunu da görmeyi isterdim. 

Sonuç olarak güzel bir kitaptı ama tanımlayamadığım bir şeyler eksik kaldı bende. Ama güzel kitaptı :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Legend!

Güzel kapak (%5): 3/5 
Meh :D

Final puanı: 4,55

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Karanlıkta Işık Aranmaz (Darkness, #1)

Kitap Adı: Karanlıkta Işık Aranmaz
Özgün Adı: There is No Light in the Darkness
Kitap Yazarı: Claire Contreras

Çeviren: Bilge Begüm Büyüksaraç

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 250
Baskı Yılı: 2017

Karanlıkta Işık Aranmaz'ı Temmuz ayının son günü yolculuk sırasında okur bitiririm diye yanıma almıştım. Gerçekten de bitirdim ama kitaba pek bir anlam veremedim. Bence manasız ve gereksiz bir kitap olmuş :D

Blake isimli genç bir kadından bahsediyor kitap. Anne babası küçükken öldürülmüş, kendisi kaçırılmış falan. Yıllarca sürekli tetikte yaşamış, her şeyden korkar olmuş. Artık da ebeveynlerini kimin öldürdüğünü bulmaya ve böylece gerçeği ortaya çıkarmaya karar veriyor.

Kitabın arka kapağında aşağı yukarı bunlar yazıyor. Ben bunları okuyunca çok farklı şeyler beklemiştim. Ama beklediğim hiçbir şeyi bulamadım. Bir kere ebeveynlerin katili bulma falan yok. Blake dişe dokunur hiçbir şey yapmıyor. Avukatıyla konuşuyor, eski fotoğraflara falan bakıyor. Hani gerçeği ortaya çıkaracaktık?



Ayrıca kitap boyunca üvey erkek kardeşiyle sevişip duruyor Blake. Neden? Bir yazar neden böyle bir detay ekleme ihtiyacı duyar? Neden herhangi bir erkek değil de üvey kardeş? Neden yani? :D 

Kitabın sonunun da tamamen ikinci kitabı okutmaya yönelik bir taktik olduğunu düşünüyorum. Her şey süt liman giderken son beş sayfada falan birden ortalık karıştı, bir şeyler oldu ve kitap bitti. Bundan sonra ne olacak şimdi diye düşündüm evet ama ben bu numaraları yemem! :D

Kitap çok akıcı, bunu kabul etmeliyim. Ama kurgu çok zayıf, asla tatmin edici değil. Boş zaman doldurmak için okunabilir ama kesinlikle bir beklentiniz olmasın. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 1/5
Kurguyu hiç ama hiç sevemedim. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Eh :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil, ne yalan söyleyeyim :D

Final puanı: 2,7

1 Ağustos 2017 Salı

Dimple ve Rishi Tanışınca

Kitap Adı: Dimple ve Rishi Tanışınca
Özgün Adı: When Dimple Met Rishi
Kitap Yazarı: Sandhya Menon

Çeviren: Pınar Çelebi

Yayınevi: Misis Kitap
Sayfa Sayısı: 436
Baskı Yılı: 2017

Dimple ve Rishi Tanışınca, Misis Kitap'ın yepyeni kitabı ve sağolsunlar harika bir sunumla elime ulaştı. Çok bekletmek istemedim ve okumaya başladım ben de. Açıkçası yüksek bir beklentim yoktu ama kitap beklediğimden çok daha iyi çıktı. Uzun zamandır bu kadar eğlendiğim bir kitap okumamıştım sanırım.

Karakterlerimiz Hint. Bu arada ilk kez bir Hint kurgusu okuyorum, bu da kitabın bir başka güzelliğiydi. Dimple liseden yeni mezun olmuş genç bir kadın. Klasik bir ailesi var ve annesinin tek amacı Dimple'ın kendine bir eş bulup bir an önce evlenmesi. Dimple annesinin bitip tükenmek bilmeyen ısrarlarını "İdeal Hintli Koca" olarak adlandırıyor :D Dimple'ın ise bu taraklarda hiç bezi yok. Amerika'da doğup büyüdüğü için kendini Hint olarak bile tanımlayamıyor, ailesinin kültürüne oldukça uzak.

Öte yandan, Rishi ailesine bağlı, geleneksel bir genç Hint erkeği. En büyük hayali evlenip çoluk çocuğa karışmak ve böylece ailesini mutlu etmek. Ailesi kendisine bir kız ayarladığını ve onun gittiği yaz okuluna giderek orada onunla tanışması ve hatta evlenme teklifi etmesi gerektiğini falan söylüyor.


Ancak bu olanlardan Dimple'ın haberi yok tabii. Yaz okulunda Rishi ile tanışınca ve neler olduğunu öğrenince çok şaşırıyor. Başlarda Rishi'ye çok ters davransa da zamanla ısınmaya başlıyor ve aralarında kuvvetli bir çekimin doğuşunu okuyoruz biz de.

Kitap gerçekten çok keyifliydi. Karakterler çok eğlenceliydi, olayların gidişatı güzeldi. Her yönüyle su gibi aktı kitap. Ayrıca, kültürel olarak benzerlikler görmemin de kitabı beğenmeme yardımcı olduğunu düşünüyorum. Kadına ve kadının işlevine bakış konusunda bizim kültürümüz de benzer fikirleri paylaşıyor. Bence bir Amerikalı bu kitabı okuduğunda Dimple'ın üzerindeki baskıyı gerçekten içselleştiremeyecek çünkü onların kültürüne epey uzak şeyler bunlar.

Son olarak, kitapla ilgili harika bir şey daha var. Bir Hint kurgusu olduğu için kitap boyunca yöresel kıyafetlerin, yemeklerin ve pek çok şeyin bahsi geçiyordu. Bunlar için bölüm sonlarına karekodlar eklenmiş. Telefonunuza indireceğiniz herhangi bir karekod okuyucu vasıtasıyla bölümlerde bahsedilen bu şeylerle ilgili video ve görsellere ulaşabiliyorsunuz. Türkiye'de ilk kez bir kitapta böyle bir şey yapıldığını görüyorum ve bu harika! Misis kitap gerçekten çok özenli ve güzel işler çıkarmaya devam ediyor. 

Özetle, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Tam bir yaz kitabı, çok keyifli, çok akıcı. Bir çırpıda okuyup bitirebilirsiniz!

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Aslında "Dimple Rishi ile Tanışınca" olması gerekiyor :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı da kitap gibi eğlenceli olmuş bence! 

Final puanı: 4,6

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Doktor Ox'un Deneyi

Kitap Adı: Doktor Ox'un Deneyi
Özgün Adı: Une Fantaisie du Doctor Ox
Kitap Yazarı: Jules Verne

Çeviren: Alev Özgüner

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 96
Baskı Yılı: 2017

Jules Verne çocukluğumun yazarlarındandır. Okumayalı yıllar olmuştu, modern klasikler dizisi sayesinde kitapları çok güzel kapaklarla tekrar basılıyor ve ben de birkaçını aldım yakın zaman önce.

Nasıl anlatsam bilmiyorum ama Doktor Ox'un Deneyi hiç beklediğim gibi çıkmadı. Yani ben Jules Verne'i daha bir bilimkurgu babası falan olarak hatırlıyorum ve beklentim de bu yöndeydi sanırım. Gerçi 90 sayfalık kitaptan dolu dolu bir bilimkurgu beklemek de hata sanırım. Zaten kitap da bir novella olarak geçiyor.



Quiquendone isminde hayali bir şehirde geçiyor hikaye. Buradaki tüm insanlar sinir bozucu derecede uyuşuk. Hayat resmen yavaş akıyor. Asla öfkelenmek falan yok, on yıllardır en ufak bir suç bile işlenmemiş. Polisler laf olsun diye dolaşıyor sokaklarda. Herkes o kadar sakin ki insanların nabızları bile 50'yi geçmiyor.

Doktor Ox ve asistanı Ygene elektrik döşeme iddiasıyla geliyor bu şehre ve şehrin her tarafına boru döşemeye başlıyorlar. Ancak Doktor Ox'un bu aşırı sakin insanlar üzerinde bir deney yapma planı var. Biz de bu süreçte olanları okuyoruz.

Kötü bir kitap değildi ama çok keyif aldığımı da söyleyemeyeceğim. Dediğim gibi hem beklediğim gibi çıkmadı hem de kısacık olduğu için hikayenin tadına varamadım sanırım. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Eh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Bu tam olmamış :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı güzel bence. 

Final puanı: 3,8