21 Temmuz 2017 Cuma

Anna and The French Kiss (Anna and the French Kiss, #1)

Kitap Adı: Anna and The French Kiss
Kitap Yazarı: Stephaine Perkins
Yayınevi: Dutton Books

Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2010


Yabancı Yayınları yakın zaman önce bu kitabın çevirisinin tamamlandığını duyurdu. Ben de bu ay için İngilizce kitap arıyordum, bu kitabı da uzun zamandır okumak istediğim için Temmuz ayının kitabı bu olsun istedim.

Daha önce Lola ve Komşu Çocuk ile Isla ve Mutlu Son kitaplarını okumuştuk. Anna and the French Kiss bu serinin ilk kitabı aslında. Telifi başka bir yayınevindeydi falan, o sebeple Yabancı en son bu kitabı çıkarmak zorunda kaldı.

Ancak endişe etmenize gerek yok, çünkü kitapları istediğiniz sırayla okuyabilirsiniz aslında. Her kitapta farklı bir olay, farklı insanlar var çünkü. Sanırım Isla ve Mutlu Son'da Etienne ve Anna'yı bir sahnede görüyoruz, öyle bir şeyler oluyordu :D

Bu kitap, ailesi tarafından Paris'teki Amerikan okuluna gönderilen Anna'nın orada geçirdiği bir yılını anlatıyor. Anna, ailesi kendi fikrini almadığı için kızgın ve isteksiz. Fransızca bilmiyor, hiç bilmediği bir ülkede yalnız başına kalacak falan, pek gitmek istemiyor tabii. Anna'yı "Paris'e gidiyorsun, kendine gel!" diye sarsmak geldi içimden doğrusu :D


Bu kitap, seride en az sevdiğim kitap oldu sanırım. Kitap diğerleri gibi gayet tatlıydı, onda bir sorun yok. Ama bana olaylar biraz uzatılmış gibi geldi. Daha ilk sayfadan birbirine aşık olacağını bildiğimiz Anna ve Etienne bir türlü birbirine açılamadı, işin içine başka insanlar girdi, olaylar oldu falan. O yüzden hikayenin o sıcaklığını, o tatlılığını bir tık kaybettim gibi geldi bana. Ama şimdi düşününce bu kitap, yazarın bu serideki ilk kitabıydı. Dolayısıyla devam eden kitaplarda geliştiğini hissedebiliyorsunuz.

Etienne karakterini tabii ki çok sevdim. Anna ile aralarındaki çekim, birbirlerine karşı inanılmaz çekingen olmaları falan çok doğal ve tatlıydı. Bu günlerde giderek popüler olan kitaplarda, kadına çöplük gibi davranan, her türlü tacizi ve tecavüzü hak gören erkek karakterlerin ve bu karakterlere hayran olup "kırbaçla beni!" falan diye gezen 13-15 yaş grubu ergen kızların karşısına konabilecek en güzel örneklerden biriydi Etienne karakteri :D

Birkaç da alıntı bırakayım:

"Seriously, I don't know any American girl who can resist an English accent."

"You ought to stop listening to stereotypes and start forming your own opinions."

"The more you know who you are, and what you want, the less you let things upset you."

"For the two of us, home isn't a place. It's a person."


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi ama birazcık uzamış gibi geldi bana. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5
Gayet akıcıydı. 

Baskı kalitesi (%5): 4/5
Birkaç yazım hatası gördüm. 

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapaklar çok tatlı bu seride ya :D


Final puanı: 4,05

20 Temmuz 2017 Perşembe

Oyunbaz

Kitap Adı: Oyunbaz
Özgün Adı: Dunkler Wahn
Kitap Yazarı: Wulf Dorn

Çeviren: Regaip Mianreci

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2015

Kitaplığımda dolanırken Wulf Dorn'un bu kitabını okumadığımı fark ettim geçenlerde. Kitabı ne zaman satın aldığıma dair en ufak bir fikrim yok ama :D Neyse işte, uzun zamandır Wulf Dorn okumadığım için de elime almış oldum kitabı.

Kesinlikle güzel bir kitaptı ama bilemiyorum, bana o coşkuyu falan veremedi tam olarak. Ben genelde Wulf Dorn kitaplarında dehşete düşerim, çok şaşırırım ama bu pek öyle olamadı. Belki okuduğum zaman diliminden de kaynaklı olabilir, zira 2 günlük uzun ve sıkıcı yolculuklar sırasında okuyup bitirdim kitabı. 

Ama burada şunu da mutlaka söylemek lazım, yazar o kadar harika ki en kötü kitabı bile kendi türündeki diğer kitapları üçe beşe falan katlar. O yüzden siz benim "pek heyecanlandırmadı" dememe pek aldırış etmeyin. Çünkü WULF DORN! :D



Şizofren'den tanıdığımız psikiyatrist Jan Fostner isimli psikiyatirstin etrafında dönüyor olaylar yine. Önce kimden geldiği belli olmayan güller alıyor, bunu gizemli mektuplar takip ediyor. Fostner daha sonra bu mektuplar ile kasabada işlenen cinayetler arasında bazı bağlantılar olabileceğinden şüpheleniyor ve olayların içine çekiliyor.

Kitap o kadar değişik bir son yaptı ki tahmin etmeniz imkansız. "Her kitabın sonunu tahmin ediyorum, keyfim kaçıyor." diyen arkadaşların bu kitapta hiç şansları olduğunu düşünmüyorum. Denemek isteyen varsa buyursun :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Wulf Dorn'un tüm kitapaları gayet akıcı oluyor zaten. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm :D

Güzel kapak (%5): 2/5 
Kapak ne alaka hiçbir fikrim yok :D

Final puanı: 4

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Sineklerin Tanrısı

Kitap Adı: Sineklerin Tanrısı
Özgün Adı: Lord of the Flies
Kitap Yazarı: William Golding

Çeviren: Mina Urgan

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 261
Baskı Yılı: 2016

Sineklerin Tanrısı, William Golding tarafından yazılmış bir alegorik roman. Gelecekte, bir atom savaşından kaçırılan altı ila on iki yaş arası çocukların uçağının bir adaya düşmesiyle başlıyor hikaye. Pasifik Okyanusu'nda ıssız bir adaya düşen bu uçaktan kurtulan Büyük Britanya çocukları adada yaşamlarını sürdürmeye başlıyorlar. Ancak insanın olduğu her yerde olduğu gibi, burada da anlaşmazlıklar, çatışmalar çıkmaya başlıyor.

Kitabı okurken hiç bana hitap etmediğini ve anlayamadığımı düşündüm. Bir de çok ters bir zamana denk geldi, birkaç gün de okuyamadım. O yüzden araya zaman girince iyice koptum kitaptan. Ancak daha sonra, kitabın sonunda çevirmen Mina Urgan tarafından yazılan önsözü okudum ve pek çok şeyin altını doldurabildiğimi hissettim.

Bu kitap bir alegorik roman. Yani basit bir ıssız adada hayatta kalma hikayesinden çok ötesi. Kitaptaki her şey daha derin anlamı olan başka bir şeyi temsil ediyor. Yazar ikinci dünya savaşındaki kıyımları bizzat görmüş biri olarak yönetim sistemlerini, faşizmi, zorbalığı ve daha pek çok şeyi eleştiriyor bizim okuduğumuz kurgunun alt metninde. 



Kitabın sonuna eklenmiş sonsözün inanılmaz faydalı olduğunu düşünüyorum. O birkaç sayfalık yazıyı okumasaydım neredeyse hiçbir şey anlamayacaktım kitaptan. Yine de hakkını vererek okuyabildiğimi düşünmüyorum ama en azından birçok şeyi kafamda oturtabilmiş durumdayım :D

Bundan önceki haftalarda okuduğum klasikler için genellikle başlangıç için uygundur demiştim. Bu kitap kesinlikle değil. Belirli bir birikiminiz ve altyapınız yoksa siz de benim gibi dümdüz okuyup geçersiniz kitabı. O yüzden bir yeni başlayan olarak okumaya niyetleniyorsanız, bence çok acele etmeyin. Ayrıca internette kitapla ilgili inceleme ve analiz yazıları da bulabilirsiniz, böyle bir destekle okumak da faydalı olabilir.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Pek bana hitap edemedi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Okurken epey sıkıldım. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ortalama bir kapak bence :D

Final puanı: 2,85

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Bu Bizim Hikayemiz

Kitap Adı: Bu Bizim Hikayemiz
Özgün Adı: This is Our Story
Kitap Yazarı: Ashley Elston

Çeviren: Ezgi Kızmaz

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 327
Baskı Yılı: 2017

Bir süredir beni takip ediyorsanız siz de fark etmişsinizdir, bazı kitapları çok beğendiğim için onların yorumlarını yaparken çok coşkulu oluyorum. Bu yorumda da o coşkuyu epey göreceksiniz çünkü kitap ÇOK GÜZELDİ.

Çocukluktan beri arkadaş olan beş genç erkek. Hepsi de epey varlıklı ailelerin çocukları. Çocuklardan birinin ailesine ait bir arazide ava çıkıyorlar düzenli olarak. Yine bir sabah ava gidecekler. Ancak önceki gece sabaha kadar parti yapmışlar, alkol, uyuşturucu ne ararsanız kullanılmış. Ve bu halde yine de avlanmaya çıkıyorlar. Ve çocuklardan biri ölü bulunuyor. Geri kalan dört oğlan var. Ama hiçbiri Grant'i vuran silahı kullandığını itiraf etmiyor. Aralarında bir söz veriyorlar. Hepsi aynı hikayeyi anlatacak ve bu işten birlikte kurtulacaklar.

Tabii ki ultra zengin ailelerin çocuklarının böyle bir olaya karışması skandal etkisi yaratıyor. bir dava süreci başlıyor ama zengin babalar dört koldan baskı yapmaya başlıyor. Biz de davayı alan hakimin yanında staj yapan Kate'in etrafında okuyoruz hikayeyi. Ölen çocukla bir bağı var, ne olduğunu söylemeyeceğim, ve bu nedenle davanın bu şekilde üstünün örtülmesine izin vermek istemiyor.


Kitap inanılmaz güzeldi. Ben normalde, günlük okuma rutinim olarak ortalama 100 sayfa okurum ve o gün için kitabı elimden bırakırım. Ancak kitap o kadar heyecanlı ve sürükleyiciydi ki bırakamadım. Okudukça okudum ve kendi kendime "ben bu kitabı bugün bitirmezsem gece uyuyamam" dedim :D 

Kitabı okumadan tam olarak anlayabilir misiniz bilemiyorum ama bir kitaptan istediğim olay tam olarak bu. Yani beni tavlamak istiyorsanız böyle bir kurguyla gelin :D Hiçbir zaman düşmeyen bir tempo, meraktan tırnak yedirtecek bir kurgu, tatmin edici bir son. BANA BUNLARLA GELİN :D

Her ne kadar kitabı Kate'in ağzından okusak da yazar çok ufak bölümler şeklinde katili de eklemişti işin içine. Ara ara çıkıp o da bir şeyler söylüyordu bize. Bu detayı da gerçekten çok sevdim. Gerilimi arttırdı, iyice merak ettirdi :D

Bir Temmuz okuma listesi yapmıştım ve epey de sadık ilerliyordum ancak bu kitap elime geçince dayanamayıp hemen okumaya başlamıştım. İyi ki de okumuşum. Bu kadar şeyden sonra, "öneriyorum, alın okuyun" falan dememe gerek var mı? :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok iyiydi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Maksimum 4 saat veriyorum bitirmeniz için :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı ÇOK GÜZEL. Konusuna falan bakmadan önce sadece kapağı için istedim bu kitabı :D

Final puanı: 5

11 Temmuz 2017 Salı

Kör

Kitap Adı: Kör
Özgün Adı: Blind
Kitap Yazarı: Rachel DeWoskin

Çeviren: Gülce Arman Bayrakçı

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 383
Baskı Yılı: 2017

Kör, benim beklentilerimi pek karşılayamayan bir kitap oldu. Belki hoş bir giriş değil bu, ama öyle :D Emma isimli bir kızın, bir kaza sonucu görme yetisini kaybettikten sonraki hayatını okuyoruz bu kitapta.

Başlarda tabii ki epey kötü günler geçiriyor. Normal okulundan alınıp kendisi gibi öğrencilerin olduğu özel bir okula gönderiliyor ailesi tarafından. Burada Braille alfabesi okumayı öğreniyor, kendi başına yaşayabilmesi için gerekli olan temel şeyler hakkında eğitiliyor. 

Bu sırada eski okulunda bir öğrenci intihar ediyor. Toplumda epey şaşkınlıkla karşılanıyor bu çünkü yaşadıkları küçük yerde hem böyle olaylar pek görülmüş değil, hem de insanlar bu öğrencinin intihar etmesi için bir sebep de bulamıyorlar. 



Emma da bu okul arkadaşının neden intihar ettiğini öğrenmeye çalışıyor. Bu süreçte kendi hayatını onunkiyle kıyaslıyor, hayatın yaşamaya değer olup olmadığını da sorguluyor. Şimdi fark ettim, yazar kitap boyunca intihar eden Claire isimli bu kızdan bahsedip duruyor ancak kitabın sonuna geldiğimizde gerçekten neden intihar ettiğini açıklamıyor. NEDEN? :D

Kitap genel olarak böyleydi işte. Bu türdeki kitaplar çoğunlukla beni etkiler, biraz yürek burkan tarzda olurlar ama bu kitapta böyle hissedemedim. Hakkını vermek gerek, son 50 sayfaya falan girdiğimizde kitap adeta seviye atladı, güzelleşti ama genel olarak ortalamanın altında kaldı benim için.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Eh.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Fena değildi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Blind!

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kitabın adının Braille ile de yazılmasını sevdim ama onun dışında dümdüz bir kapak yani :D

Final puanı: 3,75

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Genç Bir Doktorun Anıları

Kitap Adı: Genç Bir Doktorun Anıları
Özgün Adı: Записки юного врача
Kitap Yazarı: Mihail Bulgakov

Çeviren: Tuğba Bolat

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 168
Baskı Yılı: 2017

#herhaftabirklasik etkinliğimizde geçen haftanın konuğu Mihail Bulgakov'dan Genç Bir Doktorun Anıları idi. 20. yüzyılın başlarında, devrim zamanı Rusya'sının yokluk içindeki bir kasabasında çalışmaya başlayan yeni mezun bir doktoru okuyoruz bu kitapta.

Kitap bölüm bölüm ve her bölümde doktorun farklı bir hastasını tedavi etmesini ve yaşadıklarını okuyoruz. Ben böyle tıbbi içerikli şeyleri okumayı severim, o yüzden de bu da keyifli bir kitap oldu benim için.



Kitabı bitirdikten sonra uzun zamandır izleme listelerimde bekleyen A Young Doctor's Notebook dizisine baktım, bir bağlantıları var mı diye. Varmış gerçekten :D Daniel Radcliffe var başrolde, güzel bir mini dizi olmuş. Daniel role çok yakışmış bence ve çok da eğlenceli olmuş. Ayrıca kitapta okuduğum hikayeleri birebir olarak görmek, bazı cümleleri kelimesi kelimesine dizide de duymak çok iyiydi. Ama neden olduğunu anlayamadığım bir şekilde, kurguyu doğrudan etkileyecek bir detayı değiştirmişler.

Sonuç olarak, güzel bir kitaptı ve gönül rahatlığıyla önerebilirim. Kitabı okuduktan sonra diziyi izlemenizi de tavsiye ederim. Yalnızca 8 bölümlük kısa bir dizi ve kitabın hemen üzerine izleyince daha keyifli oluyor bence.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çok uzun bir kitap değil zaten, bölümlü olması da okumayı kolaylaştırıyor. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Modern Klasikler bu konuda sorunsuz zaten. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş sanırım :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapağı da fena değil. 

Final puanı: 4,1

6 Temmuz 2017 Perşembe

Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu

Kitap Adı: Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu
Özgün Adı: The Invention of Hugo Cabret
Kitap Yazarı: Brian Selznick

Çeviren: Merve Solmaz

Yayınevi: Artemis
Sayfa Sayısı: 544
Baskı Yılı: 2012

Bu yazarı çok seviyorum biliyorsunuzdur. Daha önce Kutup Yıldızı kitabını okumuş ve bayılmıştım. O kadar çok sevdim ki 2016'nın en iyi kitabı olarak göstermiştim hatta. O günden beri de bu kitabı almak istiyordum. Geçenlerde 9.90 indirimine girince de hiç bekletmedim, hemen aldım :D

Brian Selznick bu kitapta da o harika tekniğini kullanmış. Hikayenin bir kısmı bildiğimiz yazı ile anlatırken bir kısmı da kendi çizdiği resimlerle ilerliyor. Hayranım gerçekten bu yazara :D Kitabın başında "Kağıt üzerinde sessiz bir film izlemek gibi." diye bir övgü var. Gerçekten öyle. Kitap giderek yaklaşan sahnelerin olduğu bir çizimle başlıyor. O kısımlara bakarken, hani kare kare geçen görüntüler vardır ya çok eski sinema filmlerinde, işte öyle hissettim.



Bu kez Hugo'nun hikayesini okuyoruz. Anne babası öldüğü için amcasıyla yaşıyor ve Paris Tren İstasyonu'nun saatlerinin bakımlarını yapıyorlar. İstasyonda bulunan yaşlı bir oyuncakçı ve küçük bir kızla kesişiyor yolları. Daha sonra gizemli bir resim keşfediyor. Biz de Hugo'yla birlikte esrarengiz olayları okuyoruz. 

Gerçekten, her yaştan herkese önerdiğim, mutlaka okuyun dediğim bir kitap oldu yine. Bu yazarı çok seviyorum ve her kitabını gözüm kapalı alıp okurum. Siz de kesinlikle bakmalısınız!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Daha sürükleyici bir kitap olamaz herhalde!

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi, böyle bir baskıyı yapmak da hiç kolay değildir eminim. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Bu tam olmamış ya :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı cıvıl cıvıl değil mi? :D

Final puanı: 4,55

Gurur ve Önyargı

Kitap Adı: Gurur ve Önyargı
Özgün Adı: Pride and Prejudice
Kitap Yazarı: Jane Austen

Çeviren: Hamdi Koç

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 362
Baskı Yılı: 2016

Bu kitabın ne kadar popüler olduğunu bilmeyen yoktur herhalde? Şimdi biraz kaybolur gibi oldu ama bir ara herkesin elindeydi, her yerde görüyorduk :D Aslında benim kitabı okuma sebebim biraz farklı :D Geçenlerde, uzun zamandır merak ettiğim Gözde Bekar kitabını aldım. Ve bu kitabın kapağında "Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı kitabı günümüzde geçseydi?" yazıyor. Ben de önce Gurur ve Önyargı'yı okumazsam bu kitap benim için çok da anlamlı olmayacak dedim ve okudum! :D

İçinde bulunduğu edebiyat dönemi genel olarak böyle ürünler mi çıkarıyordu bilemiyorum ama kitapta hiçbir şey olmuyor. GERÇEKTEN HİÇBİR ŞEY :D Bennet ailesinin kızlarının evlenmeye çalışıp durmasını okuyoruz kitap boyunca. Erkekler gelip gidiyor, Bennet kızları onlara gönlünü kaptırıyor, sonra aksaklıklar falan oluyor ve kızlar bir türlü muradına eremiyor :D Ayrıca şunu da söylemeliyim, kızlarını başında atmaya bu kadar hevesli bir anne daha görmedim ben hayatımda :D


Kitabı okurken bu kitaptan çok rahat 4-5 sezon Türk dizisi çıkar diye düşündüm. Sonra bir ara instagramda bir hikaye paylaşmıştım, o zaman çoğunluğun da benle aynı fikirde olduğunu gördüm :D Kitabı okurken bir ara "Artık birileri kavga falan etse de biraz heyecan olsa." diye düşünmeye başladım :D Ama hiçkimse asla salon kadını çizgisinden kaymıyor. Tartışmaları görmeniz lazım, inanılmaz seviyeli :D

Sonuç olarak, kitabı çok beğenemedim. Sade bir dili, yalın bir anlatımı var ama ben hareketli kitaplar okumayı severim. 300 küsür sayfa boyunca genç kızları evermeye çalışmak hiç benlik değilmiş :D Kitabın çevirisiyle ilgili ufak bir sıkıntım var, onu da söylemeden geçmeyeyim. Kitap boyunca Mr., Mrs. gibi ünvanlar çevrilmeden bırakılmış. Keşke çevrilseymiş diye düşündüm. Zaten yüz bin tane karakter var, bir de bu ünvanlarla iyice karman çorman oldu her şey benim için :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Eh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Çok sıkıldım okurken gerçekten.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Ünvanlar için bir puan kıracağım :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Güzel! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Dümdüz kapak, yorum yapılacak pek bir şey yok :D

Final puanı: 2,45

4 Temmuz 2017 Salı

Kocaman Kalpli

Kitap Adı: Kocaman Kalpli
Özgün Adı: Géant
Kitap Yazarı: Jo Hoestlandt

Çeviren: Azade Aslan

Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 96
Baskı Yılı: 2017

Bunu yazmaya başladım ama bir yandan da sadece Goodreads'de mi yazsaydım diye düşünüyorum çünkü söyleyecek pek bir şeyim yok, çok kısa bir yazı olacak gibi duruyor.

Kocaman Kalpli'yi geldiğinden beri epey merak ediyordum çünkü kapağı çok tatlı. Kitabın içinde illüstrasyonlar da var. O yüzden ekstra tatlı! :D Günışığı Kitaplığı'nın bu tatlış çocuk kitaplarını çok seviyorum. Arada kafa dağıtmak için harikalar!


Louis ufak tatlı bir çocuk. Babasıyla birlikte koyun otlatıyorlar ve bunu yaparken de upuzun cambaz ayaklıkları kullanıyorlar. Ama sonra işler istenildiği gibi gitmiyor ve Louis annesiyle birlikte büyük bir kente taşınmak zorunda kalıyor. Hem çok sevdiği ayaklıklardan vazgeçmek zorunda kalıyor hem de bu büyük şehre uyum sağlamaya çalışıyor. 

Kısacık bir kitap, bir saat bile sürmez okuyup bitirmeniz. Ama pek çok derde deva olduğunu düşünüyorum :D Hani bazı zamanlar canınız yataktan çıkmak istemez ya, işte tam o zamanlarda yorganın altına kıvrılıp okumalık. Hastayken falan da çok iyi gider :D Reading Slump zamanlarında da çok güzel bir kurtarıcı olabilir bence. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
96 sayfa, çizimler var, çocuk kitabı. Başka bir şey söylemeye gerek var mı? :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir problem yoktu. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Maalesef :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak aşırı tatlı ya!

Final puanı: 4,15

2 Temmuz 2017 Pazar

Yaratık: Covenant (Alien, #5)

Kitap Adı: Yaratık: Covenant
Özgün Adı: Alien™: Covenant
Kitap Yazarı: Alan Dean Foster

Çeviren: Barış Tanyeri

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 331
Baskı Yılı: 2017

Bu kitapla ilgili karmaşık bir durum var. Aslında iki durum :D İlki şu: Kitap, bir kitap olarak Alien serisinin beşinci kitabı olarak gözüküyor. Film olarak ise Prometheus filminin devamı niteliğinde, yani ikinci sırada. Dolayısıyla, yalnızca filmi izlemek yeterli olur mu yoksa önceki dört kitabı da mı okumak gerekir diye çok kafam karıştı ve tereddüt ettim.

İkinci mesele de kitabın kapağında yazan "Filmin Resmi Roman Uyarlaması" ibaresi. Bu bana önce filmin çıktığını, daha sonra senaryo uyarlaması olarak kitabın çıktığını anlatıyor ama bundan da emin olamadım :D

Bu kitap elime geçtiğinde yukarıda bahsettiğim durumdan ötürü kitabı hemen okuyamamıştım. Ve o aralar Prometheus filmini izledim. Şimdi de işte kitabı okumaya karar verdim ve okudum. Kitaptan önce filmi izlemenin olumlu ve olumsuz sonuçları oldu benim.



Olumlu sonucu, kitapta Prometheus'ta olan bazı olaylara ve kişilere göndermeler var. Bunlardan haberdar olduğunuz için kitabın ilgili sahneleri daha anlamlı oluyor. Ben okuduğumda çok şaşırmıştım o kısımları :D

Olumsuz sonucu ise iki kurgunun birbirine ne kadar benzediğini görüyor olmanız. Yani, bu kitap boyunca olan her şey, Prometheus filminde olanlara o kadar benziyor ki kitabın başında bütün her şeyi tahmin etmeniz işten bile değil. Bu anlamda hiç özgün gelmedi kitabın kurgusu bana. Ve hatta şu an Alien serisinin beş kitabında da aynı şeyler mi olup duruyor diye düşünüyorum :D

Durumlar böyle işte :D Uzun zamandır bir uzay kurgusu okumamıştım, bu anlamda iyi geldi kitap. Dediğim gibi ben çok özgün bulamadım ama siz önce Prometheus filmini izlemezseniz bu sorunu yaşamazsınız diye düşünüyorum. Ayrıca kitabın kapağını aşırı beğendim! :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Özgün bulamadım :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Ortalamaydı benim için. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir problem yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak cidden güzel ya! 

Final puanı: 3,05

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Vahşetin Çağrısı

Kitap Adı: Vahşetin Çağrısı
Özgün Adı: The Call of the Wild
Kitap Yazarı: Jack London

Çeviren: Levent Cinemre

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 107
Baskı Yılı: 2016

#herhaftabirklasik etkinliğinde geçtiğimiz hafta Vahşetin Çağrısı'nı okuduk. Ben daha önce hiç Jack London okumamıştım sanırım. Çocukken falan bir şeyler okudum mu diye düşünüyorum ama hatırlayamadım :D 

Kitabı okumaya başladığımda, kitabın Buck adında bir köpeğin etrafında döndüğünü anladım ve ne kadar oijinal bir fikir diye düşündüm. Çünkü daha önce hiç bir hayvanı merkeze alan, onun bakış açısını, duygularını, düşüncelerini bize aktaran bir kitap okumadım. Sena Hayvan Çiftliği'ni hatırlattı ama oradaki hayvanlar temsiliydi, başka bir şeyi işaret ediyorlardı. O yüzden o sayılmaz ve bu kitaptaki fikir halen orijinal! :D


Jack London'ın adını duyurmasını sağlayan bu kitap, dediğim gibi Buck adındaki bir köpeğin hayatının bir kesitini anlatıyor bize. Bir malikenede evcil hayvan olarak hayatına devam ederken, dönemin şartları gereği, yük ve araç hayvanı olarak başka birine satılıyor. Tam olarak hangi tarih bilemiyorum, geçtiyse de ben dikkat etmedim ama o zamanlar yapılı sağlam köpekler kızakları çekmek üzere kullanılıyormuş. Buck da yaşadığı malikaneden koparılarak bu görev için kullanılmaya başlıyor.

Biz de yaşamının bu kısmını ve ortama ayak uydurarak bir anlamda "vahşileşmesini" okuyoruz. Akıl almaz soğuklarda kilometrelerce yol yürümesini, kilolarca ağırlık taşıyan kızakları çekmesini, bununla birlikte diğer köpeklerle rekabetini ve kavgalarını görüyoruz. 

Gerçekten sevdiğim bir kitap oldu. Oldukça yalın ve güzel bir dili vardı kitabın. Klasiklere başlamak için güzel bir alternatif daha! Klasikleri okurken akıcılık ve sürükleyicilikle ilgili sorunlar yaşayan biri olan ben bile bunu diyorsam gerisini siz düşünün :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Bu da güzeldi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı da güzel, fena değil. 

Final puanı: 4,15