13 Şubat 2017 Pazartesi

Edgar Allan Poe Kısa Hikayeleri: Kuzgun, Morgue Sokağı Cinayetleri veDiğerleri - NTV Çizgi Klasik

Kitap Adı: Edgar Allan Poe Kısa Hikayeleri: Kuzgun, Morgue Sokağı Cinayetleri ve Diğerleri
Özgün Adı: Nevermore
Kitap Yazarı: Edgar Allan Poe
Çeviren: Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: NTV
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 2011


Yakın zaman önce NTV'nin bu çizgiroman serisini toplamıştım. Edgar Allan Poe da uzuuun zamandır okumak istediğim bir yazardı. O yüzden daha çok bekletmeden okuyayım dedim.

Öncelikle bu çizgiromanda Poe'nun en popüler hikayelerine yer vermişler. Toplamda 9 hikaye var ve bir de sonda iki sayfalık, Poe'nun hayatını anlatan çizimler var. Tabii ki ilk hikaye Kuzgun'du. Kuzgun'u okuduktan sonra epey şaşırdım :D Hiç beklediğim gibi değildi. Ne bekliyordun diye sorsanız cevap veremem ama bunu beklemiyordum :D

Ben böyle düşünürken, Goodreads'de bir yoruma denk geldim. Bu hikayeler Poe'nun orijinal hikayeleri değil, uyarlamaymış. Benim dikkatimi çekmemişti ama bu yorumu yazan kişi hikayelerde geçen taksilere, ambulanslara falan dikkat çekmiş ve hikayelerin orijinallerini okumadan bu kitabı okumanın çok da uygun olmadığını söylemiş. Orijinal versiyonlarını okumadığım için bir şey diyemiyorum :D



Kuzgun dışında Kuyu ve Sarkaç, Bay Valdemar Vakasına Dair Gerçekler, Morgue Sokağı Cinayeti, Usher Evinin Çöküşü, Kara Kedi, Oval Portre, Geveze Yürek ve Kızıl Ölümün Maskesi isimli hikayeler bulunuyor. Benim en sevdiğim Geveze Yürek oldu sanırım.

Tahmin edebileceğiniz gibi Poe'nun hikayeleri oldukça iç karartıcı ve sıradışıydı. Çizimlerin de hikayelere uygun olduğunu düşünüyorum. Hepsi karamsar, biraz puslu, çok net olmayan çizimlerdi. 

Kuzgun'un bir de orijinal versiyonunu okumak istiyorum. Umarım daha çok sevebilirim :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çizgiroman yani :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Nazım şeklinde olduğu için özellikle Kuzgun'un çevirisini beğendim. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Kuzgun hikayesinde, kuzgunun sürekli tekrarladığı "Nevermore"muş orijinal adı. 

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı güzel. 

Final puanı: 3,25

Edgar Casey Akademisi

Kitap Adı: Edgar Casey Akademisi
Özgün Adı: A World Without You
Kitap Yazarı: Beth Revis
Çeviren: Yasemin Bayraktar
Yayınevi: Olimpos
Sayfa Sayısı: 380
Baskı Yılı: 2017


BU KİTAP HARİKAYDI! Evrenin Ötesi serisinden beri Beth Revis'i çok seviyorum, biliyorsunuzdur. Bu kitabını da çok merak ediyordum ve çevrildiğinden hiç haberim yoktu. D&R'da gezinirken tesadüfen gördüm ve zaten birkaç gün sonra da sipariş vererek kitabı aldım.

Gerçekten çok güzeldi. Yani güzel bir şeyler bekliyordum zaten ama bu kadarını beklemiyordum. Evrenin Ötesi biraz distopya, bilimkurgu karışımı bir şeydi. Yazar bu kitapta çok farklı bir şey denemiş ve yine mükemmel olmuş! Bence böyle farklı bir türe geçmek, farklı şeyler yazmak çok zordur, her yazar bunu başaramaz.

Kitap Bo ve onun kardeşi Phoebe'nin bakış açılarından anlatılıyor. Bo'nun zamanda yolculuk yapabilme gücü var. Güçlerini keşfettiği bir tür ataktan sonra özel bir okula gönderiliyor. Edgar Casey Akademisi olarak bilinen bu okula böyle özel güçleri olan çocuklar alınıyor ve topluma uyum sağlamaları, normal bir hayat sürmeleri hedefleniyor. Bo'nun sınıfındaki diğer çocukların da ateşi kontrol edebilme, zihin gücüyle nesneleri hareket ettirme, ölülerle konuşma, görünmez olma gibi güçleri var. 

Kitap böyle başlıyor işte. Kitabı okumaya devam ederken, bir şeyler olmaya başlıyor. O inandığınız, gördüğünüz dünya çatırdamaya başlıyor. Bo gerçekliği kaybetmeye başladıkça, siz de onunla birlikte neyin gerçek olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz ve kafanız karışıyor. Sanki ben de gerçeklik algımı kaybetmişim, hiçbir şeye güvenemezmişim gibi hissettim.



Yazar sonra da size burada verdiği bu yeni gerçeklik üzerinden ilerlemeye başlıyor. Neler olduğunu öğrendikçe şok oluyorsunuz. Ama artık olay çözüldü, durumlar böyleymiş derken... Sondan ikinci sayfada ufacık bir sahne gösteriyor size, Bo bir şeyler diyor sadece. Aslında çok önemsiz, tesadüf gibi gözükebilecek bir şeyler. Ama aslında o kadar kilit bir şey ki, yine olayı çözdüm deyip inandığınız her şey çöküyor.

Şimdi hangisi doğru? HANGİSİ DOĞRUYDU! :D Eğer ikincisi doğruysa Bo, o sonda yaptığı şeyi nasıl yaptı? Kitabı bitirince hemen Goodreads yorumlarını okudum ve gördüm ki herkesin kafası karışmış ve herkes benim sorduğum soruyu sormuş. Bazıları, "yazar sonunu bize bırakmış." derken bazıları "tabii ki ikincisi doğruydu, bu kitap en başta sandığınız gibi bir kitap değil." demiş.

Ben ikincisine daha yakınım ama her türlü çok güzeldi kitap. Böyle bir konuyu bu şekilde işlemek müthiş bir fikir, gerçekten çok orijinal. Daha önce böyle bir şey görmedim ben! :D


Kitapta aynı zamanda parçalanmaya başlamış bir aile var. Bo'nun ailesi de gerçekten çok iyi tasarlanmış ve aralarındaki bu çatırdayan ilişkiler çok güzel verilmişti. Kitapta Phoebe'nin bakış açısından bölümler olması da gerçekten kitabı çok yükseltiyor ve güzelleştiriyordu.

Bunu söylemek için çok çok erken biliyorum ama yine de söyleyeceğim :D Eğer, daha iyisi gelmezse büyük ihtimalle "2017'nin En İyi Kitabı" olarak Edgar Casey Akademisi'ni göreceğiz.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
ÇOK GÜZELDİ!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Sabah okumaya başlasam bir günde bitiririm ben bu kitabı :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 2/5
Üzülerek söylüyorum ki sanırım ilk baskı olduğu için çok fazla yazım hatası vardı :(

Orijinal isim (%10): 0/5
Sensiz Bir Dünya aslında :(

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı güzel. 

Final puanı: 4,3

11 Şubat 2017 Cumartesi

Canavarın Çağrısı

Kitap Adı: Canavarın Çağrısı
Özgün Adı: A Monster Calls
Kitap Yazarı: Patrick Ness
Çeviren: Arif Cem Ünver
Yayınevi: Delidolu
Sayfa Sayısı: 219
Baskı Yılı: 2016


Fark ettiniz mi bilmiyorum, Patrick Ness'in etrafında dolanıyorum ama esas kitaplarını bir türlü okumuyorum :D Canavarın Çağrısı da o etrafta dolanmalık kitaplardan. Kitabın başındaki önsöze göre kitabın temel kurgusu Siobhan Dowd'a aitmiş. Vakitsiz bir kanser sonucu kitabını tamamlayamadığı için Patrick Ness yazmış kitabı.

Aslında herkes resimli baskısının daha güzel olduğunu söylüyor ama alışveriş yaparken hiç aklıma gelmemişti benim, o yüzden bunu almış bulundum.



Kitapta bir çocuk var, Conor. Annesi kanser tedavisi görüyor. Conor bir gün bahçelerindeki bir porsuk ağacının canlandığını ve ona seslendiğini görüyor. Önceleri rüya olduğunu sansa da sonra ağaca cevap veriyor ve böylece konuşmaya başlıyorlar. Ağaç ona üç hikaye anlatacığını, daha sonra da Conor'ın kendi hikayesini anlatması gerektiğini söylüyor.

Patrick Ness'in kesinlikle güzel bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Kısacık ama içinize dokunan bir kitap olmuş Canavarın Çağrısı. Kitabı sevdim ve tavsiye ederim. Hatta çizimli versiyonunu alıp okurken bir yandan da o çizimleri incelemek çok daha keyifli olur bence. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Tek seferde okunabilirdi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Güzel! :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Film baskısı olmasına rağmen kapağı sevdim ben. 

Final puanı: 4,15

10 Şubat 2017 Cuma

Arıcının Çırağı (Marry Russell and Sherlock Holmes, #1)

Kitap Adı: Arıcının Çırağı
Özgün Adı: The Beekeeper's Apprentice
Kitap Yazarı: Laurie R. King
Çeviren: Müge Atalay Bayyurt
Yayınevi: Portakal Kitap
Sayfa Sayısı: 362
Baskı Yılı: 2017


Arıcının Çırağı'nı çıktığı günden beri çok merak ediyordum. Çünkü kapak görselinde ve arka kapak yazısında Sherlock Holmes ile ilgili detaylar var! 

Yazar Sherlock Holmes'ü çok farklı, daha önce hiç görmediğim bir şekilde işlemiş. Bu kitapta Sherlock artık emekli olmuş, başka bir yere taşınmış ve orada arıcılık ile vakit geçiriyor. Marry Russell isimli genç kız da bir gün, tesadüfen bu yaşlı Sherlock Holmes ile tanışıyor ve böylece maceraları başlıyor.

Marry Russell da aynı Sherlock gibi aslında. Küçücük detaylarla bile karşısındaki insanın hikayesini çıkarabiliyor, akıl yürütmede, kanıt takibinde Sherlock ile yarışacak kadar zeki bir kız.



Marry, kitapta kendini aslında biraz Watson yerine koyarak bize Sherlock ile çözdüğü vakaları anlatıyor. Watson'dan da pek hoşlanmıyor aslında :D Kendisi de Sherlock gibi çok farklı düşünebildiği için, Watson'ın gözünün önündeki şeyleri bile nasıl göremediğine şaşıyor, onun saflığına biraz sinir oluyor.

Kitabı böyle okuyup giderken biraz sıkılmaya başlamıştım, sürekli böyle çözülmüş vakaları mı okuyacağız diye düşünürken, kitabın sonuna doğru bir vaka çıktı ki sormayın! :D Sanki Sherlock dizisinden bir bölüm izliyormuşum gibi hissettim. Gerçekten kitabın heyecanı, kalitesi bir anda arttı.

Sherlock izlemeyi, okumayı seviyorsanız bu kitabı da büyük ihtimalle seversiniz. Hem Sherlock'u daha önce hiç görmediğimiz bir yaşta görüyoruz, hem de Sherlock kadar zeki bir karakter daha var. Gerçekten ilginç bir deneyim! :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Enteresandı.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Su gibi aktı diyemem ama çok kötü de değildi kesinlikle.  

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Güzel! :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak dikkat çekici.  

Final puanı: 4,15

7 Şubat 2017 Salı

To All the Boys I've Loved Before (To All the Boys I've Loved Before, #1)

Kitap Adı: To All the Boys I've Loved Before
Kitap Yazarı: Jenny Han
Yayınevi: Simon & Schuster Books
Sayfa Sayısı: 369
Baskı Yılı: 2014


Biliyorsunuz, Pegasus bu kitabı yakın zamanda çevirdi ve satışa çıkardı. Fuardayken alıp almamak konusunda kararsız kalmıştım ama beğeneceğimden çok emin olamadığım için almadım, e-book olarak okurum demiştim. İşte, okudum da! :D

Konusunu az çok bildiğim için direkt öyle başlayacak diye düşünmüştüm, o yüzden başlarda biraz afalladım, ne oluyor niye öyle gitmiyor diye :D Ama sonra işler rayına girdi, ben de keyifle okudum kitabı.

Kitabı sevdiğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kitabın adı ve kapağı nedense bana hani böyle çok aşırı bayacak, yapış yapış aşk okuyacakmışım hissi vermişti. Ama gerçekten hiç öyle olmadı. Hatta aksine, çok gerçek, çok doğal, gayet tatlı ve sıcak bir hikaye vardı kitapta.



Lara Jean, gayet tatlı bir kız ve kendisini çok sevdim, daha önce platonik sayılabilecek şekilde aşık olduğu beş erkeğe mektup yazmış. Ama kendi kendine yazmış yani, mektupları göndermek gibi bir niyeti kesinlikle yok. Ama sonra bir şeyler oluyor ve mektuplar sahiplerine gönderiliyor. Ve Lara Jean kendini oldukça zor durumlarda buluyor.

Hikaye aslında çoğunlukla o erkeklerden biriyle -aslında ikisiyle de diyebiliriz- geçse de biz Lara Jean'in yazdığı tüm mektupları okuyor ve tüm erkeklerle de karşılaşıyoruz.

Dediğim gibi bence gayet sıcak, okuması keyifli ve eğlenceli bir kitaptı. Bu tarz okumayı sevseniz de sevmeseniz de bu kitabı öneriyorum. Bence seveceksiniz :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Bence güzeldi, ben sevdim. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5

Bu da iyiydi.

Baskı kalitesi (%5): 5/5
E-book olarak okudum ama edisyonunda falan bir problem yoktu. 

Güzel kapak (%5): 3/5
Kapağı çok iyi de değil çok kötü de değil bence. 

Final puanı: 4

1 Şubat 2017 Çarşamba

Yıldız Gemisi (Starflight, #1)

Kitap Adı: Yıldız Gemisi
Özgün Adı: Starflight 
Kitap Yazarı: Melissa Landers
Çeviren: Demet Orhan
Yayınevi: Go!
Sayfa Sayısı: 429
Baskı Yılı: 2017


Ben uzaylı, uzay gemili şeyler bayıldığım için Yıldız Gemisi geldiğinde çok fazla bekletmeye gönlüm razı olmadı, hemen başladım. Zaten ilk gün de 200 sayfa okumuş bulundum :D

Yıldızlar arası yolculuğun artık rutinleştiği bir dünyadayız. Ama tabii ki yine para gerekiyor ve Solara'nın parası yok. Yetiştirme yurdunda büyümüş ve şimdi "Dış Diyar" denen yere gidip kendine yeni bir hayat kurmak istiyor. Seyahati boyunca verdiği hizmetlerin karşılığı olarak bilet parasını çıkarmayı planlayarak birilerini bulmaya çalışıyor. 

Ancak bulabildiği tek kişi, onunla sürekli dalga geçen, eski okul arkadaşı, zengin ve şımarık Doran oluyor. Kendisi Doran'ın hizmetçisiyken bir şeyler oluyor ve roller değişiyor, Doran kendini bir anda hizmetçi olarak buluyor. Ve olaylar böyle başlıyor :D



Kitabı okurken gerçekten keyif aldım. Ama şu eleştiriyi de yapmadan edemeyeceğim: Aslında kitap boyunca uzaydayız ama yazar bunu hiç mi hiç hissettiremiyor. Uzay gemisinde herkes gayet normal takılıyor, bir yere inip kalkmak fazla kolay. Uzay şartlarını hiç göremedim yani :D

Onun dışında gayet akıcı, kolay okunan bir kitaptı. Sıkışık, yoğun zamanlarınızda, çok kendinizi yormadan okuyabileceğiniz bir şeyler arıyorsanız bu kitabı rahatlıkla tavsiye edebilirim.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Uzay şartların hissettirememesi bir eksiklikti bence. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 2/5
Buna tam puan veremem, artık takıntıya dönüştü :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel. 

Final puanı: 3,95